T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

ET İTHALATI 50 BİN TON AZALDI

Yayın Tarihi : 24.1.2020

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2018'de 55 bin 752 ton, 2019'da 5 bin 37 ton et ithalatı yapıldığını belirterek, "Şu anda eski yapılmış bağlantılar hariç 26 Ekim 2019 itibarıyla canlı hayvan ithalatı için yeni belge vermiyoruz." dedi.

Pakdemirli, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Tarım Orman Şurası'nın 15 yılın ardından toplandığını anımsatan Pakdemirli, 80 milyon insanın futbol kadar bu konularda da konuştuğunu, tüm paydaşları çağırarak söz konusu şuranın yapıldığını söyledi.

Pakdemirli, şura kapsamında 50 binden fazla görüş, plan, projenin toparlandığını ve belli kararlar alındığını ifade ederek, "190 karar var ama 47 karara kadar sadeleştirdik. Bunlarla ilgili yol haritası açıklayacağız. Bu kararların uygulanmasıyla ilgili diğer şuralardan farklı olarak 30 Ocak'ta takvimi duyuracağız." diye konuştu.

GENÇLERE 100 BİN LİRA HİBE

Şuranın ilk somut adımlarından biri olan Uzman Eller Projesi'ne ilişkin bilgi veren Pakdemirli, Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin olmak üzere 4 ilde pilot uygulamanın başladığını bildirdi.

Pakdemirli, bu illerde tarımsal konularda üniversite eğitimi almış gençlere, kırsalda yaşamak kaydıyla tarımsal konularla ilgili projeleri için 100 bin liraya kadar hibe vereceklerini söyledi.

"İHTİYAÇ HALİNDE CANLI HAYVAN İTHAL EDİLEBİLİR"

Bakan Pakdemirli, et ithalatına ilişkin soru üzerine, 2010'dan 2018'e kadar aralıklarla, ihtiyaç olduğu düzeyde et ithalatı yapıldığını belirtti. İstisnai durumlar dışında Türkiye'nin et miktarı bakımından kendine yeterli olduğunu vurgulayan Pakdemirli, et fiyatlarını dengelemek için zamanında ithalatın kullanıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişten bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da kendilerini yönlendirmesiyle, 2018'de 1 milyon 344 bin canlı hayvan, 2019'da 487 bin canlı besili hayvanın ithal edildiği bilgisini veren Pakdemirli, bunun ithalatında bir sakınca olmadığını dile getirdi.

Pakdemirli, karkas ya da lop et olarak yapılan ithalata ilişkin şöyle konuştu:

"Et ithalatı 2018'de 55 bin 752 ton, 2019'da 5 bin 37 ton olarak gerçekleşti. Bunlar, Sırbistan, Bosna Hersek gibi serbest ticaret anlaşmalarının getirmiş olduğu bazı karşılıklar, edinimler ve kazanımlar sonucu yapmış olduğumuz ithalatlardır. Bir de eskiden yapılmış bağlantılardan kalan ithalatlar. 'Bunun dışında et ithalatı yapmadık.' dememizin sebebi budur. Aynı inisiyatifle devam ediyoruz. Şu anda da eski yapılmış bağlantılar hariç 26 Ekim 2019 itibarıyla canlı hayvan ithalatı için yeni belge vermiyoruz. İhtiyaç halinde canlı hayvan ithal edilebilir."

"NE KADAR YANLIŞ VARSA BUNLARI İFŞA EDELİM"

Bakan Pakdemirli, halk sağlığını tehdit eden firmalarla alakalı toplumun ve halkın sağlığıyla oynayan, yanlış ürünler üretenlere karşı dün olduğu gibi bugün de savaş ve gayret içinde olduklarını belirtti.

İfşalarla ilgili, "Ne kadar yanlış varsa bunları ifşa edelim" dediğini vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bir firmayı birkaç defa ifşa ettiğiniz zaman o firmanın piyasada iş yapma imkânı kalmıyor. Firmalardan bir tanesi bakanlığa geldi, 'Benim işim biter, dükkânımı kapatırım. Şu kadar insan çalışıyor, beni listeden çıkarın.' dedi. İki gözü iki çeşme bakanlığın önüne gelip ağlıyor. 'Buna acımayın.' dedim. Gıda üreten birisi kanunlara uygun ürün üretecek. Bunun lamı cimi yok. Ambalajsız gıdalarda büyük riskle karşı karşıyasınız. Ne aldığınızı bilmeyebilirsiniz. Affedersiniz, içinde hayvan idrarı olabilir. Yollarda satılan zeytinyağının içinde başka bir yağ katıp satabilirler. Bilmediğiniz yerlerden açık ürün alınmamasını tavsiye ediyorum. Ambalajlardaki gıdaların denetiminin yoğun ve riskin daha az olduğunu söyleyebiliriz."

Gıda denetimine ilişkin yasanın TBMM'ye gittiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli, "İlgili bakanlıklar bunun üzerinde çalışıyor. Ocak sonu gibi yasalaşacak. Denetimlerde kanunun verdiği en yüksek cezaları veriyoruz ancak oradan kazanılan getiri fazla olduğu için cezayı göze alıyorlar ya da firmanın adını bir süre sonra değiştiriyorlar. Bu firmaları ticaretten mene kadar gidebiliriz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı ile konuştum. Bu tarz davranışta olan kişileri meslekten men etme gibi bir yetkileri var. Bir yandan buna da çalışıyoruz. Üst üste bu hataları yapanlara göz açtırmazsak Türkiye'deki gıda kalitesini, mevcut durumdan çok daha iyi bir yere getiririz." dedi.

SÖZLEŞMELİ ÜRETİM DÜZENLEMESİNDE TANITIM HAZIRLIĞI

Pakdemirli, 5 bin personel alımı için bir süre önce sınav yaptıklarını hatırlatarak, kısa vadede atamalarla ilgili bir müjdeleri olmadığını ancak buna ilişkin çalışmalara devam ettiklerini bildirdi.

Sözleşmeli üretim modeline değinen Pakdemirli, bu sayede çiftçinin geleceğe güvenle bakacağını dile getirdi. Pakdemirli, "Sözleşmeli üretimin yasasıyla ilgili bazı eksiklikler var. Burada karşılıklı edinimleri yerine getirecek bir yasa üzerinde çalıştık. Bu da TBMM'den kısa zamanda geçecek. Böylelikle Türkiye'deki sözleşmeli üretim konusunu çözmüş olacağız. Yakın zamanda bununla ilgili lansman yapacağız." ifadelerini kullandı.

Pakdemirli, sözleşmeli üretimin, domates, salça ve patates sektörlerinde uygulanabileceğini, bunun popüler ürünlere de yayılması gerektiğini söyledi.

Gıda israfına karşı yapılacak çalışmaların sorulması üzerine de Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Dünyada üretilen her 3 gıdadan biri atılıyor. Atıldığı anda bunun en az yüzde 50'si yenilebilir durumda. Dünyada her 9 kişiden biri açlıkla mücadele ediyor. Hem dünyada hem de Türkiye'de açlık diye bir şey yok aslında. Ne kadar zengin olunursa olunsun, israf edilmemesi gerekir. Bu sebeple gıdada yeni bir küresel girişim başlatalım. Burada ana amacımız, toplumu ve bireyleri gıdada israftan kaçınmaya doğru yönlendirmek. Burada bir kampanya başlatacağız, yılın ilk çeyreğinde de bunun lansmanını yapacağız. Bu da Geleceğe Nefes Projesi gibi ses getirecek. Bu konuda bilinçlendirmeyi artırmak için kamu spotu hazırlayacağız."