T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

BAKAN PAKDEMİRLİ; "BİZİM DAVAMIZ BOZKIR İLE YEŞİLİN DAVASIDIR"

Yayın Tarihi : 17.6.2021

Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü programında konuşan Bakan Pakdemirli, bozkırın yeşil olması gerektiğini belirterek, "Bizim davamız bozkırla yeşilin davası ve bu davada son 20 yılda Cumhurbaşkanı'mızın desteğiyle çok mesafe aldık." dedi.

Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Konferans Salonu'nda, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü kapsamında düzenlenen programa katıldı.

Toprağın tarımdan sanayiye, inşaattan turizme kadar birçok sektörün temel faktörü ve ana kaynağı olduğuna işaret eden Pakdemirli, toprağın gıda ihtiyacının yüzde 95'ini karşılayan, suya ev sahipliği yapan, içinde milyonlarca hayatı barındıran canlı bir kaynak olduğunu söyledi.

Pakdemirli, 1,5 yıldır tüm dünyayı etkileyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası dünyada, verimli arazilere, sağlıklı ekosistemlere her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç olduğunun net bir şekilde görüldüğüne dikkati çekerek, bu nedenle toprağın ve suyun daha güçlü şekilde korunması gerektiğini dile getirdi.

SAVAŞLARDAN SONRA EN BÜYÜK GÖÇ NEDENİ ÇÖLLEŞME VE KURAKLIK

Dünyadaki arazilerin ve doğal ekosistemlerin yüzde 70'inden fazlasının dönüştürüldüğünü ifade eden Pakdemirli, çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatının savaşlardan sonra en büyük göç nedeni haline geldiğini bildirdi. Pakdemirli, iklim değişikliğinin de etkisiyle kurak alanlarda verimin 2050'de yüzde 40 civarında azalacağının tahmin edildiği bilgisini verdi.

Türkiye'nin yüz ölçümünün yaklaşık dörtte birinin yüksek çölleşme hassasiyetine sahip olduğunu vurgulayan Pakdemirli, "İçinde bulunduğumuz Akdeniz Havzası, kurak ve iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında. Türkiye'de uzun yıllar sıcaklık ortalaması 13,5 derece iken geçen yıl sıcaklık değeri 1,4 derece gibi önemli bir artışla 14,9 dereceye yükseldi. Yağış miktarımız da maalesef her geçen yıl azalıyor." diye konuştu.

2019'da gerçekleştirilen 3'üncü Tarım Orman Şurası'nda çölleşmeyle mücadele, kuraklık, toprağın korunması, su ve orman konularını detaylı bir şekilde ele aldıklarını anımsatan Pakdemirli, bu yıl da Su Şurası'nı başlattıklarını kaydetti. Pakdemirli, "Bu cennet vatanımızın her bir karış toprağını korumak, çölleşme ve erozyonu önleyerek üretim kapasitesini güçlendirmek için yoğun bir gayret içindeyiz." ifadelerini kullandı.

Pakdemirli, Türkiye'nin yaklaşık yüzde 80'inin tarım ve orman alanı olduğunu belirterek, arazi tahribatının önlenmesi ve çölleşmeyle mücadelede konusunda kapsamlı projeler yürüttüklerini anlattı.

"AĞAÇLANDIRMADA AVRUPA'DA BİRİNCİ SIRADAYIZ"

Çölleşme ve erozyonla mücadelede ağaçlandırmanın çok önemli olduğuna işaret eden Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:

"Bugünlerimizin yeşili, yarınlarımızın geleceği diyerek son 19 yılda 5,4 milyon hektar alanda 5,3 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Ağaçlandırmada, Avrupa'da birinci, dünyada ise 4'üncü sıradayız. Orman varlığımızı 2,1 milyon hektar artırarak, 22,9 milyon hektara çıkardık. Dünya orman varlığı sıralamasında 2015 yılında 46'ncı sırada olan ülkemizi, 2020 yılında 27'nci sıraya yükselttik. 2023 yılı hedefimiz, orman varlığımızı ülke yüz ölçümünün yüzde 30'una çıkarmak."

Pakdemirli, 11 Kasım'ın Milli Ağaçlandırma Günü ilan edildiğini anımsatarak, ağaçlandırma seferberliğinin artarak devam edeceğini söyledi.

TOPRAKLARIN KORUNMASI İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR

Ormancılık faaliyetlerinin yanında, mera, yaylak ve kışlakların ıslah edilerek otlatma kapasitelerinin artırılması ve erozyonun önlenmesi amacıyla mera ıslah ve amenajman projelerine büyük önem verdiklerini vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"3 milyon dekarı son 3 yılda olmak üzere, son 19 yılda toplam 13 milyon dekar alanda mera ıslah ve amenajman projesi uyguladık. Yine toprak analizinden organik gübre kullanımına, iyi tarımdan organik tarıma kadar birçok kalemde çiftçilerimize destek veriyoruz. Bu kapsamda son 3 yılda toplam 146 milyon lira desteği ödeyerek, hem üretime hem de çevrenin korunmasına önemli katkı sağladık. Sulama alanında 19 yılda yapmış olduğumuz 276 milyar liralık yatırımla aralarında 600 baraj, 423 gölet ve 1457 sulama tesisinin de bulunduğu birçok sulama yatırımını hizmete aldık. Bu yatırımlar neticesinde 1,9 milyon hektar araziyi sulamaya açtık ve 4,3 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarını tamamladık."

Pakdemirli, bireysel tarla içi modern sulama sistemlerine yüzde 50 hibe desteği sağladıklarını, bu kapsamda 2007'den bugüne kadar yaklaşık 3 milyon dekar arazinin modern sistemlerle sulandığını belirterek, çiftçilere yaklaşık 1 milyar liralık hibe desteği verdiklerini aktardı.

Erozyon veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovaları koruma altına aldıklarına dikkati çeken Pakdemirli, bugüne kadar 65 ilde toplam alanı 9 milyon hektarı aşan 376 ovayı koruma altına aldıklarını ifade etti. Pakdemirli, "2002 öncesi tarım dışına çıkarılan arazi miktarı 120 bin hektar iken, bu rakamı hükümetlerimiz döneminde 60 bin hektara indirdik." dedi.

Pakdemirli, yapılan bu çalışmalar sonucu, taşınan toprak miktarını 140 milyon tona düşürdükleri bilgisini vererek, erozyonla kaybolan toprak miktarını 2023 yılı sonuna kadar 130 milyon tona düşürmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Meteorolojik kuraklığın bu yıl tarımsal kuraklığa dönüştüğüne dikkati çeken Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Tarımsal üretim kayıplarımızın minimumda olması ve üreticimizin hasarlarının karşılanmasıyla ilgili birçok tedbir aldık, almaya da devam edeceğiz. Bu bozkırın yeşil olması gerekiyor. Bizim davamız bozkırla yeşilin davası ve bu davada son 20 yılda Cumhurbaşkanı'mızın desteğiyle çok mesafe aldık. Bu bozkırın yeşil olması gerekiyor. Her düşen yağmur damlasını topraklarımızda tutmak için projelerimize devam edeceğiz. 2023 yılına kadar 150 yer altı barajı bitireceğiz. Türkiye'de belirli zaman içinde depolamanın yüzde 10'unu yer altında yapabilirsek hem tarımsal kuraklık hem de içme suyu açısından çok iyi bir noktada olabileceğimizi düşünüyorum."