T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

BAKAN KİRİŞCİ, “RUSYA’NIN VERECEĞİ BUĞDAYI, İŞLEYEREK YOKSUL ÜLKELERE GÖNDERECEĞİZ”

Yayın Tarihi : 9.11.2022

Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekmek Üreticileri Sendikası Başkanı Cihan Kolivar'ın sözlerine ilişkin görüşleri sorulan Kirişci,   "Çok talihsiz bir ifade bence. Herhalde ekmekten nasiplenmeyen kişi sıfatını da alır yakında. Çünkü ekmek en temel gıdamız. Dünyanın gelişmiş, geri kalmış, gelişmekte olan bütün ülkelerinde en çok tüketilen bir ürün. Malumunuz en son Rusya – Ukrayna savaşında da koridorun adı meyve sebze koridoru değil tahıl koridoru. Dolayısıyla tek başına tahıl koridoru kavramı bile ekmeğin ve bu ekmeğin buğdaydan veya mısırdan yapılmasından bağımsız olarak söylüyorum ne kadar temel ve vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. Tabii şu anda yargıya intikal etmiş olan bir süreç var. Ama ifadeyi asla kabul etmiyoruz." diye konuştu.

TAHIL KORİDORU KRİZİNİ TÜRKİYE ÇÖZDÜ

Kirişci, bakanlık olarak da ekmekte özellikle fiyatla ilgili vatandaşlarımız bunu tüketmede herhangi bir yavaşlama veya gerileme olmasın diye de un regülasyonu adı altında 7.450 TL'den aldıkları buğdayı 4.500 liradan un yapıp fırıncılara veren sanayiciye verdiklerini söyledi. "Yani 2.950 lira ton başına da bir regülasyon çerçevesinde destek uygulamış oluyoruz. Amacımız vatandaşımızın ekmeğe erişimini ekmekle ilgili en ufak bir tereddüt yaşatmayalım onlar yaşamasınlar istiyoruz." İfadelerini kullanan Bakan Kirişci, Tahıl Koridoru konusundaki soruya şu yanıtı verdi:

"Öncelikle tahıl koridorundan da kısaca bahsetmek lazım. Türkiye'yi tarif ederken Asya ile Avrupa arasında köprü görevi gören bir ülke denip geçilirdi fakat gördük ki Türkiye şu son 20 yılda ne kadar önemli bir ülke olduğunu ve ne kadar vazgeçilmez bir ülke olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Tabii bu durup dururken de olmadı. 20 yıllık süreçte Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ve Türkiye'nin sahip olduğu kurumsal kapasitesi bir devlet yapısı mekanizmaları sayesinde bir noktaya gelindi. Türkiye sürdürülebilir, dengeli ve lider diplomasisiyle bu süreci başarıyla tamamlamış oldu. Türkiye ne kadar vazgeçilmez ülke olduğunu gösterdi.

Ayın 31'inde bir aksama oldu yeniden Sayın Cumhurbaşkanımız devreye girdi ve tekrar kaldığı yerden devam ediyor. Bugün 432 gemi dün itibarıyla söylüyorum 10,1 milyon ton tahıl başta olmak üzere gıda ürünlerini bu koridordan geçirdi. Yüzde 60'a yakınının yani 6 milyon tonluk kısmını Avrupa ülkeleri alıyor aslan payını onlar alıyor. Asya için yüzde 21.4 gibi bir oran. Afrika için biraz daha düşük. Ama burada en çarpıcı olan BM'nin en geri kalmış ülkeler kategorisindeki ülkeler için verilen pay sadece yüzde 5,5."

"AFRİKA'YA UN VE BUĞDAY GÖNDERECEĞİZ"

Kirişci, Putin'in ücretsiz buğday verecekleri yönündeki açıklamasından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede Türkiye'nin devamında bu ülkelere sadece buğday olarak değil aynı zamanda un, makarna ve bulgur olarak onların ihtiyacı olabilecek formatlarda bu ürünleri onlara vereceklerini vurguladı. Bunun hem bir insani hem de dünya barışı adına asil davranış olduğunun altını çizen Vahit Kirişci,  "Bu konuya ilişkin detayları da Sayın Cumhurbaşkanımız Endonezya'da malum önümüzdeki hafta G20 Zirvesi var, Sayın Putin ile yapacağı görüşmede yine bunun gündeme geleceğini biliyoruz. Ondan sonra da büyük bir ivmeyle bu süreç yaşatılacak." dedi.

YURT DIŞINDA ARAZİ KİRALAMA

Kirişci, yurt dışından arazi kiralanması yönündeki soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

"Nüfusu sürekli artan bir Türkiye var. İktidara geldiğimizde 65 milyonken bugün 85 milyona gelmiş bir Türkiye var. Turist sayısı 15 milyondu, bugün 50 milyona çıktı. O günkü refah seviyesine göre masa üzerinde sofralarımızda olanlarla bugün olanlar kesinlikle mukayese edilemez. Bir taraftan da ihracatımız var. Ama bizim şunu yapmamız gerekiyor. Biz kendi arz güvenliğimizi sağlamamız gerek.

Biz toprak zengini bir ülke değiliz. Yani biz bir Latin Amerika ülkesi gibi toprakları olup da orada da az bir nüfusun yaşadığı bir ülke değiliz. Veya dost kardeş ülke Kazakistan'a gidin 39 milyon nüfusu var bizim nüfusumuzun yarısından daha az ama bizim 4 katımız bir alanlar var.

Şimdi bu tür coğrafyalarda da onların da ihtiyacı olan üretimle ilgili bizim sahip olduğumuz know-how'lara erişim güçlükleri var onların. Yapmak istediğimiz şey, sahip olduğumuz bu know-how'ı kullanalım, karşılıklı kazanma politikasını burada da uygulayalım. Kendi üreticilerimiz başka ülkeler bu işi yapabilir. Bu tür politikaları hayata geçirmemiz gerekiyor.

O insanların o ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayalım. Çünkü toprak var, iklim uygun, su var ama üretim yapamıyorlar. Biz de ise biz su zengini bir ülke değiliz. Bunu her vesileyle söylüyoruz. Yani Karadeniz bölgesini çıktığımızda ortalamamız 350 milimetreyi geçmez. Mısırın 1.200 – 1.300 – 1.400 su istediğini düşündüğümüzde bizim şunu yapmamız lazım biz bu mısırı kendi ülkemizde mi yetiştirmeliyiz yoksa kendi girişimcilerimiz marifetiyle bu sözünü ettiğimiz ülkelerde mi yapmalıyız. Elbette küresel oyuncu olmanın küresel oyuncu sıfatın içinde artık gıda ile ilgili tarımla ilgili gücünüz de mutlaka yer almak zorunda.

Savunma sanayisindeki başarımızla nereden nereye geldiğimizi bütün vatandaşlarımız görüyor. Yüzde 20'den bugün yerlilik ve millilik oranı yüzde 80'e çıktı. Türkiye adından sözünden sohbetinden faydalanılmaya çalışılan adından söz edilen bir ülke haline geldi. Tarımda da aynı şeyler. Yani benim bugün seçim bölgem olan Adana'da soya üretimini ABD'deki soya üreticisinden daha başarılı olan üretimci girişimci kardeşlerimiz var çiftçilerimiz var.

Dolayısıyla biz 2014 yılında o gün bu süreç başlamış ama özellikle Sudan tarafının bir taahhüdü olmuş 12.500 hektarlık bir alan pilot uygulama için kullanılacak. Daha sonra da daha geniş bir alan 780.500 dekarlık yaklaşık bir alanda da esas üretim yapılacak diye bir taahhütleri olmuş ama malumunuz Sudan geçtiğimiz senelerde iç karışıklık nedeniyle orada rejim noktasında sıkıntılar yaşandı.

Bu konular da askıya alındı. Herhangi bir şekilde ülke olarak oraya yaptığımız bir yatırım yok ve onların da bize vermiş oldukları herhangi bir toprak yok. Ama biz ne yapıyoruz? Biz diyoruz ki karşılıklı kazanma politikası, know-how'ın transferi, bizim müteahhitlik hizmetlerinde dünyada Çin ile yarışan bir ülke haline geldik. Müteahitlerimizle iftihar ediyoruz.

Benzerini bizim kendi üreticilerimiz Venezuela'da Kazakistan'da Sudan'da Cezayir'de Gine'de Demokratik Kongo'da örnek olsun diye söylüyorum şimdi biz ülkeler masası oluşturduk kendi bakanlığımızda Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'müz var onun altında bu ülkeleri takip eden masalar oluşturduk.

Bizden de bu konuda yardım talep eden ülkeler var. Mesela Venezuela 'Turkish Land' diye kendi elleriyle el yazılarıyla haritaların üzerine yazdıkları bir coğrafya var. Bu coğrafya her türlü ürünü yetiştirmeye son derece müsait olan bir coğrafya. Şimdi bu coğrafyayı bu araziyi bu üretim alanını hem onların ihtiyacı hem de bizim için onlar kendi kurallarını koydular. Dediler ki 'bu ülkede üretim yapan kimse bunun yüzde 30'unu içeride tutmak yüzde 70'ini de isterse çıkarabilir isterse onu da iç piyasaya sunabilir.'

Bu tür mevzuatlar da geniş. Bizim kamu olarak görevimiz şu olacak biz girişimci kardeşlerimize buyurun sizin için biz alanı açtık bu ülkelerin her birinin kuralları bunlardır diyeceğiz. Ticaret Bakanlığı'nın da burada vereceği destekler var.

Biz bakanlık olarak teknik düzeyde bu yardımlarımızı girişimci kardeşlerimizle paylaşmış olacağız. Nihai hedefimiz bu ülkenin eğer 2053'te nüfusu 105 milyona çıkacak ve o gün 105 milyon da bu ülkeye turist gelecekse, daha o işte geçici statüdeki mültecilerden bahsetmiyorum. O gün ne olur ne biter bilmiyorum. Ama biz su zengini değilsek, topraklarımız sınırlıysa bu nüfusu da doyurmamız gerekiyor ve arz güvenliğini de sağlamamız gerekiyorsa bizim bu tür politikaları süratle harekete geçirmemiz gerek. Bunu dünyada yapan bir tek biz değiliz. Bunu dünyada pek çok ülke özellikle de 41 ülke var ki içinde neredeyse tamamına yakını gelişmiş ülke."

KURAKLIK RİSKİ

Kuraklık konusundaki soru üzerine Kirişci, nüfusumuzun 4'te 1'inin yaşadığı İstanbul'da hiç yağış olmaması durumunda 4 aylık, Ankara için de 8 aylık rezervlerin olduğunu bildirdi. Kirişci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu ana kadar bir 102 adet yer altı depolamaları sayesinde 70 milyon metreküp suyu tutabilir hale geldik. 22 milyon metreküplük içme suyunu tutabilir hale geldik. Sulanabilir araziyle ilgili bir rezerv oluşurken içme suyu rezervini de sağlıyoruz. Bunlar yeterli mi elbette yeterli değil.

Bizim bir Su Yönetimi Genel Müdürlüğümüz ve Devlet Su İşlerimiz var. Bunlar iki temel birimdir. Bunların özel olarak yaptığı çalışmalar var. Aralık ayında tarımsal kuraklık ile ilgili eylem planını açıklayacağız. Türkiye olarak bu dönemde nasıl yürüyeceğimizi ortaya koyacağız.

Erken uyarı sistemleri, rehberlik hizmetleri bunların hepsiyle ilgili 2 birimimizin yürüttüğü çalışmalar var. Türkiye son 20 yılda yaptığı barajlarla da 47 milyar metrelüp ilave suyu su rezervlerimize kazandırmıştır. Bugün için toplam su rezervi 180 milyar metreküp olmuştur. Bu muazzam bir rakamdır. 47 milyar metreküp su sadece son 20 yılda yapılmıştır. Bu devam ettiriliyor.

Önümüzdeki günlerde Türkiye'nin mühendislik harikası 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yükseği ve dünyada kendi kategorisinde 5. olan Yusufeli Barajı açılacak. Gururumuz olacak bir baraj. Bizim bu tür çalışmalarımız da var. 56 kilometre bu barajın yapımı için yapılmış tüneller var. TARSİM'le kuraklık yaşayan çiftçilere sigorta devreye girip, hasarı karşılamış oluyor.

ORMAN YANGINLARI VE YEŞİL VATAN EKRANI

Kirişci, orman yangınlarına ilişkin soru üzerine, alınan tedbirleri anlattı. Yangın sezonu başında çok önemli uygulamaları hayata geçirdikleribne dikkati çeken Bakan Kirişci, şöyle konuştu:

"10 tanesi gece de kullanılabilir özelliği olan helikopterler, toplam 55 tane. 20 uçağımız var. 8 tane İHA'mız var. Yapay zeka kullanıyoruz. 776 tane kulemiz var. Akıllı kule. Yangın gördüyse analiz edip ilgili yere alarm olarak gönderen sistemlerimiz var.

Bizim insan kaynaklarımız noktasında da 25 bin çalışanımız var. 462 kişiden oluşan ORKUT adı verilen timimiz var, özel eğitimliler. Yeşil Vatan isimli ekranla tüm vatandaşların görebileceği bir ekran var. Ağaçlandırma ne kadar, ne kadar yangın oldu, kaç atış yapıldı, ne kadarlık su alındı, kaç sorti yapıldı. Orada tüm bilgiler var. Yanan alanlar kesinlikle tarımsal olarak kullanılamaz."

İSTANBUL BOĞAZI'NDA BALIK AVCILIĞI

İstanbul Boğazı'ndaki balık avcılığına ilişkin Kirişci, şunları söyledi:

"1380 sayılı su ürünleri avcılığıyla ilgili kanunumuz var. Bu kanunun hepimizi bağlayan hükümleri var. Marmara Denizi'miz hasarlı bir ekosisteme sahip. Çok dikkat etmemiz gereken bir deniz. İstanbul ve Çanakkale Boğazı 20 yıldan beri şu anda ticari su ürünleri avcılığına kapalı olan bölge. Buradaki balıkların Karadeniz'e çıkışına ya da boğazdan geçip Marmara'ya girmesine izin vermemiz gerekiyor.

O balıkların o coğrafyaya eriştikten sonra daha iyi geliştiklerini görüyoruz. Tarımın zaten kendisi net ihracatçıyız. 19 yılda ihracat fazlası elde edilen miktar 87 milyar dolardır. Hem kendi vatandaşı için üreten hem de dışarıdakiler için üreten ülkeyiz.

Bunun içinde bizim su ürünleri ihracatımız 2021 yılında 1,4 milyar dolar. 200 milyon dolarlık da ithalatımız var. Bizim şu anki teknelerimiz Avrupa'da lider konumunda diyebilirim. Balıkçılarımızın avlanmalarına yasak getirmiyoruz. Atlantik'ten Hint Okyanusu'na kadar avlanma yapmalarını sağlıyoruz. Su ürünleri için 2023 için hedefimiz 2 milyar dolar. Ulaştırma Bakanlığımız yaptığı açıklamayı geri çekti. Bizim bakanlığımızda olan bir husus."

ATIL TARIM ARAZİLERİ

Tarım ve Orman Bakanı Kirişci, 6 milyon 600 bin dekarlık atıl olan tarım arazisi bulunduğunu belirtti. Bu tarım arazilerinin kullanılmayan bir kısmının nadasla ilgili olduğuna işaret eden Kirişci, " Nadastan kaynaklı olarak veya kırsalı terk edip kente göçenler var. İlgisiz kalmış tarım arazileri var. İşletme sahibi tarla yakınındaysa ekeceği tohumun yüzde 75'ini biz veriyoruz, işletme sadece yüzde 25'ini veriyor. Ekilmeyen alanlarla ilgili eğer 2 yıldan fazla orası boş kalmaya devam ederse sahiplerine 'Siz 2 yıldır ekmiyorsunuz, biz burada size kira bedeli ödeyeceğiz, üretim yapması için portföye üretim yaptıracağız' diyeceğiz." İfadelerini kullandı.

KÖY YAŞAM MERKEZLERİ

2 bin Köy Yaşam Merkezi'nin açıldığının altını çizen Kirişci, kadın ve gençlerin kırsalda tutulmaları için bu projenin hayati olduğunu dile getirdi. Kirişci, "Kırsalda olan tüm okulların açılması temel ilke. 1 köyümüzde tek öğrenci olmasına rağmen bu merkez açıldı. Bunda ne kadar kararlı olduğumuzu ısrar ediyoruz." dedi.

BAHARATTA KANSEROJEN MADDE İDDİASI

Vahit Kirişci, bir baharat markasında kanserojen madde iddiasının hatırlatılması üzerine şunları kaydetti:

"Bu konuda yetkili birimimiz var. Düzenli kontroller yapılıyor. 1 milyonun üzerinde kontrol yapılmış. Bu firmaya ait Mayıs ve Temmuz aylarında sumakla ilgili ürünlerinde bahse konu kimyasallar olduğu için tespit ediliyor ve savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor. Yargıya intikal etmiş durumlar var. Bu ülkenin bize herhangi bir şekilde kendi ülkenizin markasında bu çıktı diye resmi başvuruları yok. Bizim ülkemizden bu ürünün ihracatı söz konusu değil."