Ulusal Su Planı (2026–2035), 11063 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 14 Mart 2026 tarihli ve 33196 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye'nin su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasına yönelik stratejik bir yol haritası niteliği taşıyan Plan; iklim değişikliğine uyum, su kalitesi ve miktarı yönetimi, su verimliliği, afet ve risk yönetimi, dijital dönüşüm, finansman, eğitim ve kurumsal koordinasyon başlıklarını bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Plan, suyun yalnızca doğal bir kaynak değil; ekonomik kalkınma, gıda güvenliği, ekosistem sağlığı ve toplumsal refah açısından da kritik bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.

Ulusal Su Planı su kullanımında en büyük paya sahip olan tarım sektörü başta olmak üzere tüm sektörler için önemli bir politika çerçevesi sunmaktadır. Bu kapsamda havza bazlı su tahsisi, suya göre tarımsal üretim planlaması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, tarımsal yayılı kirliliğin azaltılması, alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesi ve su verimliliğinin artırılması Plan'ın öne çıkan başlıkları arasında yer almaktadır. Bu yönüyle Ulusal Su Planı, tarım başta olmak üzere tüm sektörlerde sürdürülebilir, verimli ve iklim değişikliğine dirençli su yönetimini destekleyen kapsamlı bir referans belge niteliğindedir.
Bu çerçevede, 7-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Sayın Genel Müdürümüz Afire SEVER başkanlığında; Bakanlığımız merkez birimleri ile 81 İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün katılımıyla Ulusal Su Planı'na ilişkin bilgilendirme toplantıları gerçekleştirilmiştir.
Toplantılarda, Ulusal Su Planı'nın hedefleri, stratejileri, uygulama süreci ve il düzeyinde yürütülecek çalışmalar hakkında bilgilendirici sunumlar yapılmıştır. Plan'ın etkin şekilde uygulanmasında merkez ve taşra teşkilatı arasındaki koordinasyonun önemi vurgulanmış; katılımcıların konuya ilişkin soruları cevaplandırılarak uygulama sürecine yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Ulusal Su Planı (2026–2035) ile ülkemizin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, iklim değişikliğine karşı dirençliliğin artırılması, suyun tüm sektörlerde verimli kullanılması ve gelecek nesillere güvenle aktarılması hedeflenmektedir.