İklim Değişikliği ile Kuraklık Tehlikesi Artıyor!
Ülkemiz, küresel İklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olan Akdeniz Havzasında yer almaktadır. Bu nedenle, iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından en fazla etkilenecek ülkeler arasında kabul edilmektedir. İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisinin belirlenmesine yönelik yapılan çalışmaların sonuçlarına göre, ortalama sıcaklıkların 6℃'ye kadar artacağı, özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerimizde bu artışın 1-2℃ daha fazla olacağı, ülkemizin yıllık toplam yağış miktarının, bölgesel olarak değişmekle birlikte ortalama %10 civarında azalacağı öngörülmektedir (Şekil 1 ve 2).

Şekil 1 - Yıllık Ortalama Sıcaklık Değişimleri (MPI,RCP8.5)

Şekil 2 - Yıllık Toplam Yağış Değişimleri (MPI, RCP8.5)
İklim değişikliğinin en büyük etkisinin su kaynakları üzerinde olacağı, hidro-meteorolojik afetlerin sıklığını ve şiddetini arttıracağı, hâlihazırda nüfus artışı, hızlı şehirleşme ve aşırı tüketim hareketleriyle baskı altında olan su kaynaklarımızın, iklim değişikliği etkisiyle daha fazla baskı altında olacağı ortaya konulmuştur. Su kaynaklarımızın 2100 yılına kadar iklim değişikliği etkisi ile yaklaşık %25 oranında azalacağı tahmin edilmektedir.
İklim değişikliğinin küresel açıdan etkilerini yakından takip ediyoruz ve Ülkemizdeki etkilerini araştırıyoruz. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yanı sıra Ülkemizin gelişimi doğrultusunda su kaynaklarına talebimiz de her geçen gün artmaktadır. Tarım, sanayi, enerji alanındaki üretimimiz için olduğu kadar insani ihtiyaçlar için de su kaynaklarını olabildiğince elverişli ve verimli kullanmamız önemlidir. Bu doğrultuda, değişen iklim koşulları ve yaşanan kurak dönemleri de dikkate alarak suyun sürdürülebilir kullanımını planlamak durumundayız.
Hem havzalarımızdaki mevcut kullanımlar hem de gelecekte olabilecek su talepleri dikkate alınarak bütün sektörleri gözeten sektörel su tahsis planlarını hazırlıyoruz. Bu planlar içerisinde iklim değişikliği kaynaklı su potansiyelindeki azalma miktarı hesaplanıyor. Azalan su potansiyeline karşılık sektörlerin artan talepleri göz önüne alınarak zamansal ve mekânsal su dağıtımı planlanıyor.
Bu doğrultuda, iklim değişikliği kaynaklı olumsuz durumlara karşı başta doğal hayatın devamlılığı ve gıda güvenliğini sağlamak su kaynaklarımızı adil ve verimli kullanmak için gerekli çalışmaları yürütüyoruz.
Ülkemiz, bulunduğu coğrafi konumu itibariyle kuraklık afetine karşı oldukça hassastır. Ülkemizde özellikle 2000 yıllardan sonra kuraklıkların süre ve şiddetinde artışlar olduğu 1999-2001, 2008, 2013-2014, 2020-2022, 2024-2025 yıllarında şiddetli kuraklıklar görülmüştür. (Grafik 1). 2008 yılında Ankara'da meydana gelen kuraklık barajlardaki su seviyesini %3.8'e kadar düşürmüş ve ciddi bir susuzluk sorununa yol açmıştır. 2014 yılında ülkemizin büyük bölümünde şiddetli kuraklıklar yaşanmış olup yağışlarda normale göre %25'e varan azalma görülmüştür. Ülkemizde son 6 yıl içerisinde 2023 yılı hariç olmak üzere 5 yıl şiddetli kuraklıklar etkili olmuştur. Özellikle 2025 yılında geniş alanları etkileyen olağanüstü kuraklıklar yaşanmıştır (Şekil 3).

Grafik 1 - Kuraklıkların şiddeti ve yıllara göre dağılımı (SPI-12)
Kuraklık yağışların uzun yıllar ortalamalarının önemli ölçüde altına düşmesi sonucu arazi ve su kaynakları ile üretim sistemlerini olumsuz olarak etkileyen doğal bir olaydır. Su kaynakları, gıda arzını ve üretim sistemlerini olumsuz olarak etkiler. Öncelikle sıklıkla karıştırılan su kıtlığı ve kuraklık kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Su kıtlığı, insan faaliyetleri ve su talepleri sonucu ortaya çıkan arz talep dengesinin sağlanamadığı durumlardır. Kuraklık, su kıtlığının yaşandığı yerlerde bu sorunu daha da artırmaktadır.
İklim değişikliğinin en önemli olumsuz etkilerinden biri olan kuraklıklara karşı hazırlıklı olunması ve kuraklık risklerinin olumsuz etkilerinin asgari düzeye indirilmesi maksadıyla; ülkemizin tamamında, 25 havzada Kuraklık Yönetim Planları tamamlandı.

Şekil 3 – Ülkemizin SPI 12 Aylık Meteorolojik Kuraklık Haritaları (2020-2025)
Kuraklık Yönetim Planları ile kuraklık analizleri, iklimsel ve hidrolojik çalışmalar, sektörel etkilenebilirlik analizleri ve kuraklık haritalarını da hazırladık. Bu veriler ışığında; kuraklık öncesinde, esnasında ve sonrasında iyileştirme ve müdahale etme gibi çalışmalar planlandı.
Kuraklık Yönetim Planları ile havzalarda kuraklık analizleri yapılarak kuraklık haritaları oluşturuldu. Kuraklık esnasında içme suyu, tarım, sanayi ve ekosisteme su arzının devamlılığının sağlanması için yol haritası oluşturulmuştur. Böylece, olası bir kuraklığın krize dönüşmemesi için yapılması gerekenler belirlendi.
Kuraklıkta kriz yerine riskin yönetilmesi için “Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemini (KTEUS)" kuruyoruz. Bu sistem ile, Kuraklık Yönetim Planları, Nehir Havza Yönetim Planları ve Sektörel Tahsis Planlarından elde edilen tecrübe ve çıktılardan faydalanarak kuraklık öncesinde tarım, içme suyu, turizm, sanayi gibi su kullanan sektörlere gerekli uyarılar erkenden yapılacak ve riskin yönetilmesiyle kuraklık zararları en aza indirilecektir.
KTEUS ile Kuraklık Yönetiminde Yeni Dönem: Ulusal Ölçekte Kuraklık Tahmini, Erken Uyarı ve Karar Destek Altyapısı Güçleniyor

Üst ölçekte uzun vadeli politika ve strateji hedeflerimizin yer aldığı 12. Kalkınma Planında yer alan “Tüm havzalarda ulusal taşkın ve kuraklık tahmini ve erken uyarı sistemi kurulacaktır." hedefi doğrultusunda, KTEUS kurulması çalışmalarına 2024 yılında başlandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla işbirliğinde yürütülen projenin 2027 yılında tamamlanmasını hedefliyoruz. KTEUS ile ülkemizin tamamı için;
- -Ülkemizin 25 havzasının tamamında kuraklık ile ilgili mevcut durumu ve kısa-orta (6 Aya kadar) vadeli tahminleri raporlayacak sistem geliştiriliyor,
- -Kuraklık durumunda su kaynakları ve potansiyellerine ilişkin veriler, su kullanımları ile birlikte bu sistem üzerinden değerlendiriliyor,
- -Kuraklıkla ilgili akış ve toprak nemi verileri ile bitki gelişimini takip edebilecek uydu görüntüleri işleniyor,
- -Kuraklık öncesinde su kullanıcıları ve paydaş sektörlere gerekli uyarılar yapılarak kuraklık riskinin yönetilmesi sağlanacaktır.
- -Sayısal hava tahmin modelleri (MGM / ECMWF-Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi) kullanılarak kısa ve orta vadede oluşabilecek yağış ve akış eksiklikleri tahmin ediliyor,
Bunlara ilaveten KTEUS içerisinde kurulan karar destek sistemi ile pilot olarak seçilen Gediz Havzasında;
- -Hidrolojik model oluşturularak, Su kaynakları ve su kullanımı verilerini detaylı olarak analiz eden ve kuraklık durumunda su arzında meydana gelebilecek değişiklikleri değerlendirebilecek bir sistem kuruluyor,
- -Havzadaki tüm verileri mevcut ve muhtemel kuraklık durumlarına göre değerlendiriliyor,
- -Ülkemizdeki diğer havzalar ve alt havzalar için de bu sistemin oluşturulabilmesi için gerekli alt yapı proje kapsamında kuruluyor.
Farklı Ülkelerdeki Başarı Elde Etmiş Kuraklık İzleme ve Tahmin Sistemleri İncelendi

Şekil 4 – Amerika Birleşik Devletleri Kuraklık İzleme Sistemi (USDM)
U.S. Drought Monitor (USDM), Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kuraklık durumunu haftalık olarak izleyen ve haritalayan resmi bir izleme sistemidir (Şekil 4). Sistem ülke genelinde kuraklığın şiddetini ve yayılımını gösterir. D0–D4 aralığında (D0'dan D4'e doğru artan şiddette) kuraklık şiddeti tanımlanmaktadır. Bu sistemin veri girdileri iki aşamadan oluşmaktadır;
- Meteorolojik, hidrolojik ve tarımsal veriler (yağış, sıcaklık, buharlaşma, toprak nemi, akarsu, göl, baraj, yeraltı suyu)
- Sahadan alınan geri bildirimler (tarımsal kayıp, su kısıtları, ekosistem gözlemleri gibi uzman değerlendirmeleri)
Sistemin temel mantığı tek bir veriden ziyade farklı verilerin birlikte değerlendirilerek tarım, su yönetimi ve afet planlaması için federal ve eyalet düzeyinde acil durum kararlarına temel teşkil etmesini sağlamaktır.
Sistem geleceğe yönelik bir tahmin yapmaz, yalnızca geçmişteki ve yakın geçmişteki kuraklık koşullarını gösterir. Yani bu sistemle yaşanan son haftanın kuraklık değerlendirmesi elde edilebilmektedir.

Şekil 5 – İngiltere Kuraklık İzleme Sistemi
UK Drought Portal, Birleşik Krallık'taki kuraklık koşullarını izlemek ve analiz etmek için geliştirilmiş çevrim içi bir sistemdir (Şekil 5). Yağış verisini kullanarak SPI kuraklık indisi ile kuraklık analizi yapmak üzere sistem kurulmuştur. Analiz sonuçları ile meteorolojik kuraklığı ölçer. Normal(beyaz) , Hafif (sarı), Orta(turuncu) ve Şiddetli(kırmızı) olmak üzere 4 farklı kuraklık sınıfı bulunmaktadır. Aylık ve mevsimlik ölçeklerde yağış verilerini analiz ederken bölgesel karşılaştırma yapılmasına da imkân sağlar. Sistemden elde edilen haritalar geçmiş ve güncel koşulları gösterir, tahmin sistemi değildir.
Bilimsel Altyapı ile Gerçek Zamanlı Veri Kullanımı
KTEUS tarafından uluslararası literatürde kabul görmüş ve Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından yayınlanan indisler arasında da yer alan 5 farklı kuraklık indisi (Tablo 1) ile birlikte;
- -Meteorolojik tahminler (ECMWF)
- -Gerçek zamanlı gözlem verileri (MGM)
- -Uydu görüntüleri (FAPAR, NDVI, EVI)
Kullanılarak yapılan analizler sayesinde ülkemizin tamamı, 25 havza için geçmiş dönem, mevcut dönem ve gelecek dönemlere ait kuraklık durumları ortaya konuluyor.

Tablo 1 – KTEUS kapsamında kuraklık analizlerinde kullanılan indisler
SPI indisi kullanılarak yapılan analizlerde yağış verisi kullanılırken SPEI analizlerinde yağış ve sıcaklık verileri birlikte kullanılarak analizler yapılmaktadır. Palmer kuraklık indisi ile yağış, sıcaklık ve toprağın su tutma kapasitesi dikkate alınırken PNPI indisi ile toplam yağış ve uzun yıllar yağış ortalaması dikkate alınmaktadır. Ondalıklar indisinde ise uzun yıllar yağış verileri dikkate alınarak kuraklık analizleri yapılmaktadır. SPI, SPEI ve PNPI analizleri 1,3,6,9,12 ve 24 aylık olarak hesaplanabilmektedir.
Resim 2 – KTEUS Arayüzü ve Kuraklık Analizlerinde kullanılan MGM İstasyonları
KTEUS Karar Destek Sistemi
Pilot havza olarak belirlenen Gediz Havzası'nda karar destek sisteminin kurulması çalışmaları da hızla devam etmektedir. Karar destek sistemi ile su kaynakları ve su kullanımı verilerini detaylı olarak analiz eden ve kuraklık durumunda su arzında meydana gelebilecek değişiklikleri değerlendirebilecek bir sistem kurulmaktadır.

Resim 3 - Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi (KTEUS) Gediz Havzası Karar Destek Sistemi
- -Hidrolojik model sonuçlarını baz alan,
- -Su kaynakları ve su kullanımı verilerini detaylı olarak analiz eden ve kuraklık durumunda su arzında meydana gelebilecek değişiklikleri değerlendirebilen
- -Havzadaki tüm verileri mevcut ve muhtemel kuraklık durumlarına göre değerlendiren,
- -Kuraklık Yönetim Planı kapsamında alınması gereken tedbirleri karar vericiler için raporlayabilme kabiliyetine sahip olan karar destek sistemi kurulması çalışmaları hızla devam etmektedir.
Gediz Havzası için geliştirilen bu karar destek sistemi; hidrolojik modelleme, sektörel su kullanım envanteri ve su tahsis modelini tek bir çatı altında birleştirerek, kuraklık dönemlerinde su arz-talep dengesini şeffaf, izlenebilir ve senaryo bazlı olarak değerlendirme imkânı sunmaktadır. Sistem, hem kuraklık erken uyarı mekanizması ile entegre çalışacak, hem de ilerleyen dönemde yeni veri, senaryo ve geri bildirimlerle beslenerek geliştirilmesi hedeflenen dinamik bir platform işlevi görecektir.
Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi (KTEUS)Test Aşamasına Alındı
Ülkemizin 2025 yılı alansal yağışı, 415 mm olarak gerçekleşmiş olup ortalama yağışa (573 mm) göre %28 azalma meydana gelmiş ve son 61 yılın en düşük seviyesine inmiştir. Ortalama sıcaklıklar, 15,1°C ile 1991–2020 ortalaması olan 13,9°C'nin 1,2°C üzerinde gerçekleşerek son 55 yılın beşinci en sıcak yılı olmuştur. 2025 yılı Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 26,9°C ile son 55 yılın en sıcak Temmuz ayı olarak kayıtlara geçmiştir.
Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi'nden elde edilen 2025 yılı Ocak ve Aralık aylarını kapsayan 12 aylık Standart Yağış ve Buharlaşma İndisi (SPEI-12) kuraklık haritasına göre ülkemizin büyük bölümünde olağanüstü şiddette kuraklık yaşandığı görülmektedir (Harita 1).

Harita 1 - 2025 Ocak ve Aralık - 12 Aylık Standart Yağış ve Buharlaşma İndisi (SPEI-12)
Türkiye genelinde 2026 yılı Ocak ayında ortalama 104 mm yağış kaydedilmiş olup 1991-2020 dönemi Ocak ayları ortalamasına göre (70 mm) %49 üzerinde, 2025 yılı Ocak ayına göre ise (27 mm) yaklaşık 4 katı fazla gerçekleşmiştir. 1991-2020 dönemi Ocak ayı ortalama sıcaklığı 2,9 °C olup 2026 yılı Ocak ayı sıcaklığı ise 3,6 °C ile ortalamanın 0,7 °C üzerinde gerçekleşmiştir. Şubat ayı verileri henüz resmi olarak yayınlanmamış ancak hem sıcaklık hem de yağış benzer şekilde ortalamaların üzerinde gerçekleşmiştir.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) verileri Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi'ne altlık oluşturmakta ve bu sistem ile kuraklık analizleri gerçekleştirilmektedir. Sistemden elde edilen 6 aylık tahminler aşağıda sunulmaktadır:
- Türkiye genelinde, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran yağışlarının uzun yıllar (1991-2020) ortalamasında seyredeceği öngörülmektedir. (Grafik 2)
- Sıcaklıkların Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında uzun yıllar (1991-2020) ortalamasının 0,5°C ile 1°C üzerinde seyredeceği tahmin edilmektedir. (Grafik 3)

Grafik 2 – Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) Yağış tahminleri ve ortalamaları ile karşılaştırılması

Grafik 3 -– Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) Sıcaklık
tahminleri ve ortalamaları ile karşılaştırılması
Daha Güçlü ve Tutarlı Kuraklık Tahminleri
KTEUS tarafından ülkemizin tamamı olmak üzere havza ve alt havzalar bazında da ürettiğimiz kuraklık haritaları sayesinde geçmiş dönem, günümüz ve gelecek döneme ait kuraklık durumunu gözlemleyebiliyoruz. Bu analizler neticesinde sadece yağış ve sıcaklık değerlerini yorumlayarak ortaya çıkabilecek yanlış değerlendirmelerin önüne geçip geçmiş ve geleceği karşılaştırarak daha doğru kuraklık tahminlerinin yapılabiliyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) değerlendirmelerine göre, mevsimsel ölçekli sayısal hava tahminlerinde sıcaklık projeksiyonlarının tahmin becerisi, yağış projeksiyonlarına kıyasla genellikle daha yüksektir.
Sıcaklık tahminlerinin yağış tahminlerine göre daha tutarlı olmasının nedenleri aşağıda sıralamıştır:
- -Sıcaklıklar, büyük ölçekli atmosfer–okyanus etkileşimlerinden (örneğin ENSO gibi) güçlü şekilde etkilenir,
- -Küresel ısınma sinyali sıcaklıkta daha belirgindir,
- -Mevsimsel ölçekte sıcaklıkların istatistiksel becerisi (skill score) daha yüksektir,
- -Yağış, yerel topoğrafya, konveksiyon ve kısa süreli sistemlerden güçlü şekilde etkilenir,
- -Yağışların mekânsal değişkenliği yüksektir.
Sıcaklık tahminlerinin yağış tahminlerine göre daha tutarlı olması sebebiyle sadece yağışa bağlı yapılan SPI analizleri yerine sıcaklığın da değerlendirildiği SPEI analiz sonuçlarını kullanarak meteorolojik kuraklık tahminlerimizde daha tutarlı sonuçlar almayı hedefliyoruz.
2026 yılı Şubat- Temmuz ayları Kuraklık Tahmin haritasına göre önümüzdeki dönemde ülkemizin iç kesimlerinde hafif şiddette meteorolojik kuraklık öngörülüyor (Harita 2). 2025 yılı yağışlarının normallerinin çok altında gelmesi ve kurak bir yıl yaşanmış olması sebebiyle 2026 yılı yağışlarında normallerine göre artışla başlaması kuraklık riskinin tam olarak ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kuraklıkların etkisi azalsa da devam edeceği, 2025 Ağustos- 2026 Temmuz dönemi tahmin edilen (6 ay gözlem 6 ay tahmin) SPEI -12 haritasında (Harita 3) görülüyor.

Harita 2 - 2026 yılı Şubat- Temmuz ayları SPEI-6 Kuraklık Tahmin haritası

Harita 3 - 2025 Ağustos- 2026 Temmuz dönemi tahmin edilen (6 ay gözlem 6 ay tahmin) SPEI -12 haritası
KTEUS Web Arayüzü Hazırlanıyor
KTEUS kapsamında ülkemizin genel kuraklık durumunu , yağış ve sıcaklık değerlerini güncel olarak gösteren kuraklık trend grafiğinin yer aldığı ve aylık sıcaklık/yağış karşılaştırmaları bulunan ve güncel verilere ait rapor sunabilen bir dijital arayüz hazırlıyoruz.

Resim 4 - KTEUS Web Arayüzü
Kuraklıkta Risk Yönetimi
Kuraklık yavaş başlayan ve ilerleyen bir doğa olayı olmakla beraber kuraklıkla mücadele kapsamında kuraklığın analizi ve izlenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Kuraklıkla karşı karşıya kalındığında yapılması gereken çalışmaların önceden belirlenmesi ve tedbirli olunması maksadıyla kriz yönetimi yerine risk yönetimi anlayışının belirlenmesi gerekmektedir.
Kuraklıkta Risk Yönetimi yaklaşımın benimsenmesinin en önemli aşamalarından birisi kuraklıkların önceden tahmin edilmesini sağlamaya yönelik izleme ve erken uyarı sistemlerinin kurulmasıdır. KTEUS kuraklık değerlendirmelerinde ve tahminlerinde oldukça önemli bilgiler sunmaktadır.
İlgili kurumlar ile istişare ve yönlendirme toplantıları yapılarak, sistemin tüm paydaşlara hizmet edebilmesi için geliştirilmesine yönelik çalışmalar hızla devam etmektedir.

Resim 5 - Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi Yönlendirme Toplantıları